Albert Einstein Kimdir? Biyografisi ve Hakkında Bilinmeyenler

Yakın zamanlardaki en büyük bilim adamlarından birisidir.18 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm kentinde doğdu.Yahudi asıllı bir Alman fizikçidir.Balık burcudur.Öldüğünde 76 yaşındaydı dünyadaki barışa ve savaşa çok şey kattı.Onun hakkında iyi adam mı yoksa kötü adam mı diye karar vermek için çok derin düşünmek ve hakkında çok şey bilmek gerekir.Peki Albert Einstein’ i bu kadar ünlü bir bilim adamı yapan şey neydi?Onu bugün anlatıldığı kadar ünlü bir isim haline getiren zekası ya da parası değildi.Küçük Albert’i büyük Albert  Einstein yapan sadece iki şey vardı:

  1. Hastalık derecesinde meraklı olması
  2. İnanılmaz bir hayal gücünün olması

Albert doğduğunda ailesi bir oğulları olduğu için çok mutlu hissetmişlerdi fakat aradan biraz zaman geçtikten sonra bu mutluluk yerini hüzne bırakmaya başladı.Çünkü okul çağına gelmesine rağmen Albert konuşamıyordu ve konuşmaya çalıştığında yarım yamalak cümleler kuruyordu.Okula başladığında ise öğretmenleri ona geri zekalı teşhisi koymuş ve ailesinden Albert’i okuldan almalarını zira onun okuyamayacağını söylemişlerdi.İlerleyen zamanlarda öğretmenlerini kastederek ”Bana geri zekalı dediler atomu parçalayıp ellerine verdim” diyecekti.O hiçbir şeyi olmayan bir adamdı.Hatta babasının İtalya’ya gitmesi üzerine Almanya’yı terk etmek zorunda kaldı ve 20li yaşlarına kadar bir vatanı bile yoktu çünkü alman vatandaşlığından çıkmıştı.Çocukluk  yılları bu şekilde geçen Einstein, İsviçre de Zürih Politeknik Enstitüsü’nü bitirdi ve bu sırada İsviçre vatandaşı olmuştu. Okulu bittikten sonra Bern’de bir patent enstitüsünde 3.sınıf bir memur olarak çalışmaya başladı.Fakat yaşamak istediği hayat bu değildi ve aklını kemiren düşünceleri onu sürekli rahatsız ediyordu.Bazen uzun uzun dalar ve hayaller kurardı.Memurluk hayatı boyunca fiziğe olan merakı dinmemiş öğrenmeye olan açlığı ile hayal gücü birbirlerini perçinleyip ortaya bilim dünyasını derinden sarsacak muhteşem makaleler çıkarmıştı.Bern de 3. sınıf bir memurun yayınladığı bu makaleler bilim adamlarını dehşete düşürmüş ve onları klasik fiziğin temellerini yeniden sorgulamaya zorlamıştı.Bu onun olmak için doğduğu kişi olmak yolundaki ilk adımıydı.

Daha sonraları ise sayısız makaleler yazdı.Astronomi,optik,mekanik ve matematik gibi alanlarda sayısız çalışmalar yaptı.Bilime olan aşkı onun hayal gücünü iyice geliştiriyor ve öğrenmeye olan doyumsuzluğunu kat kat arttırıyordu.Princeton ileri araştırmalar enstitüsünde işe başladığında 55 yaşındaydı ve takvim 1933 yılını işaret ediyordu.Aklını bilimden başka hiçbir şeyin kurcalamasını istemiyordu bunun için tüm takım elbiselerini aynı renk almıştı.

Kendini bu kadar işine vermesi, hayal gücünün uçsuz bucaksız oluşu onu zirveye taşımış ve atom altı parçacıklarını bulmuştu.O pek çoklarının bildiğinin aksine bir canavar değildi.Atom altı parçacıklarının keşfini bilim dünyasıyla paylaşıp paylaşmamak arasında çok tereddüt etti.Tereddütünün kaynağında ise kitlesel bir katil olan atom bombası yatmaktaydı.Fakat kitlesel bir silah ortaya çıkmasın diye fiziği bugünkü haline getirmemek daha büyük bir sorumluluk demekti ve o bunu insanlarla paylaşmayı seçti.Modern fiziğin son halini almasındaki ana sebep kuşkusuz Albert Einstein’dir.O güler yüzlü neşeli ve espirili bir adamdı.Fakat çok düşünceliydi ve kendini çok yoruyordu.Onun her şeyi bilimdi ve bu uğurda kendinden bile vazgeçmişti.Herkesin de gayet iyi bildiği gibi her etkiye bir tepki,her sorumluluğa bir bedel vardır.Einstein kendini hiçe saymanın bedelini ağır ödeyecekti.Öyle ki onun hatıralarını,yaşadığı koca bir ömrü yavaş yavaş beyninden silip atacak bir hastalığa yakalanmıştı.Einsteine Alzheimer teşhisi konulmuştu.18 Nisan 1955te hayata veda ettiğinde arkasında insanlık tarihi için bir dolu eser bırakmıştı.Bugün bile hala adı en büyük bilim adamları listesinde yerini korumaktadır.