Evrimsel Süreçte Hangi Genetik Değişiklikle Bizi İnsan Haline Getirdi?

Evrim teorisini mutlaka duymuşsunuzdur.İnsan olmanın maymun yaşantısından süregelip evrimleşmesini hayretle düşünüp ya evet demiş ya da karşı çıkmışsınızdır mutlaka..

Bu yazıda sizlerle evrim teorisi var mıdır ya da yok mudur sorusunun cevabını tartışmayacağım. Dünya çapında yapılan araştırmalarda evrimin genetik değişiklikler bazında var olduğu kesinleşmiştir.Darvin‘in ortaya attığı evrim teorisinden bahsetmiyorum, canlıların değişen yaşam koşullarına adapte olabilmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan genetik fazdaki değişimlerden bahsediyorum.Tüm bu adaptasyon hikayesi, evrim teorisi ve hatta yaşamın kendisini bile sorgularsak aklımıza tek bir soru gelir: ”Bizi adaptasyon ve evrim serüveninde hangi genetik değişimler şu anki dış görünüşümüze ve genel olarak insan olmamıza sebep oldu?

Bu soruya cevap arayan ünlü paleoantropolog Luis Leakey ortaya bir teori atıyor. Leakey’e göre insanı insan yapan alet yapma becerisini kazanmış olmasını sağlayan genetik değişimlerdi.Bu teori onu Tanzanya’ya kadar götürdü.Tanzanya’da taştan yapılma evlerin yanında insansı kemikler bulduğunda teorisi artık daha sağlam temellere dayanıyordu.Bulduğu kemiklerin dünya tarihi boyunca alet yapma becerisi kazanmış ve bu aletleri kullanmayı becerebilmiş ilk insanların kemikleri olduğu kanısına vardı.Ancak daha sonraları primatolog Jane Goodall şempanzelerin de alet yapma becerilerinin olduğunu kanıtladı.Bu insanlık açısından önemli bir bilgiydi.Peki atalarımız şempanzeler olabilir miydi?Bu şüpheli bir yaklaşımdı ve şüpheci bilim insanları yaptıkları araştırmalar sonucunda atalarımızın şempanzeler olabileceği teorisini reddettiler.Çünkü bu teori çok zayıf bir temele dayanıyordu.

İnsan gibi karmaşık ve kuşkusuz doğaya hükmedebilen bir varlığın ortaya çıkabilmesi için evrimsel süreçte şempanzelerin yapabildiğinden çok daha fazlasını yapabilen bir canlıya ihtiyaç vardı.Mantık dahilinde ve yapılan araştırmalar kapsamında düşünüldüğünde şempanzelerin basitte olsa bir kültürleri vardı ve çok ilkel aletler yapabiliyorlardı fakat bu seviyede düşünüldüğünde gıdıklanan farelerin de insan gibi kıkırdadığı ortaya konmuştu.Örneğin papağanlar da konuşabiliyordu.Öyleyse atalarımız bir fare, bir papağan mıydı?İşte bu düşünce Jane Goodall’ın teorisini çökerten düşünceydi.Peki maymundan,fareden ya da papağandan gelmiyorsak nereden evrimleşmiştik? Hangi genetik faktörler ve değişimler bizi şu anda olduğumuz konuma getirdi? Bu soruyu sormak akla başka bir soruyu daha getiriyor: ‘Bizim evrimleştiğimi canlı hangi canlıdan evrimleşti?’Hiç şüphesiz bu bulmacayı çözsek bile cevap bizi tek bir ataya yani çeşitliliği oluşturan tek tip bir canlıya götürecektir.Ama bu cevapla tatmin olamayız çünkü bu ata canlının da bir başka canlıdan evrimleşmesi gerekiyor.Öyleyse nereden geldik ve nasıl bu hali aldık sorusunu düşünmeden edemiyoruz değil mi?Tüm bu teorileri ve teorisyenlerin düşüncelerini daha bilimsel bir dille incelemeye çalışırsak cevap aradığımız soruya daha sağlam temellere dayalı ve daha bilimsel cevaplar bulabileceğimize inanıyorum.Örneğin Jane Goodall’ın şempanze teorisini ele alalım.Yapılan açıklamalarda şempanzelerle insanlar arasındaki genetik farklılıklar açıkça ortaya konmuştur.Bu araştırmalar insanlarla şempanzeler arasında olası 40.000 gen dizilim farkının olduğunu göstermektedir.

neanderthal

Hiç şüphe yok ki insanın da diğer tüm türlerde olduğu gibi kendi evrimsel serüveninde baş rol oynadığı ortaya atılmış en güçlü teoridir.En kuvvetli ihtimal ile insanoğlu kendi evrimsel geçmişinde tamamen kendisiydi ve ne maymundan ne de başka bir canlıdan geliyordu.

Tüm bu anlatılanlar ve düşünülenler dünden bugüne teori olmaktan bir tık öteye geçememişlerdir.Peki bugünden sonra ne olacak?Araştırmalar tüm hızıyla sürerken eldeki insan genomu bilgisi bizi yakın akrabalarımızı bulmaya ve hatta eğer varsa evrimleştiğimiz atalarımızı bulmamıza yaklaştırıyor.Kim bilir  belki de tüm bu soruların cevabı yarın kadar yakınımızdadır.