Futbol Böyle Birşey!

Futbola bir ucundan dokundun mu yanmaya başladın demektir. Yada şöyle diyelim futbolun bir ucunda tutmaya başladın mı. Hangisini kabul ederseniz edin sonuç aynı yere çıkıyor. Bunu yazının sonunda daha iyi anlayacaksınız. Gerçekten futbola dokunan yanar mı ?

Futbolun neresinden tutmaya başlayalım. Yönetici olarak mı, Teknik adam olarak mı, futbolcu olarak mı, hakem olarak mı, seyirci olarak mı, basın mensubu olarak mı, yoksa hiçbir şey olarak mı. Hiç birşey olarak da olur mu demeyin. Olur olurrr!!. Hadi bir ucundan tutalım şu futbolun, bakalım nasıl yanacakmışız.

Seyirci, izleyici, taraftar olarak başlayalım. Maç izlemek, maça gitmek, bir takımın taraftarı olmak bir tutkudur onlarda. Belki asgari ücretle çalışan bir işcidir, asgari ücretinden biraz ayırarak maç bileti alır, hafta sonu dinlenmesi gerekirken, ailesine vakit ayırması gerekirken  maça gider. Belki öğrencidir, babasının ona verdiği harçlıktan arttırarak yada boş zamanlarında Part time bir işde çalışarak maç bileti alır. Maça gitmek için belki kız arkadaşını ekecektir. Kız arkadaşı maçı seviyorsa ona da bilet almak için biraz daha fazladan çalışacaktı. Hafta içi olan maçlarda okulu kıracaktır. Belki birileri(amca, dayı veya komşu) maça bilet alıp götürür mü diye bekleyecektir.  Belki memurdur, oda maaşından birazcık kesip maça ayıracaktır. Pazar maça gidip gece yarısı eve dönecek birgün sonraki mesaiye yorgun olarak gidecek. Hafta içi oynanan maçlara zaman ayıracaktır.  Belki esnaftır, işyerinin kapatıp maça gidecektir, kendisinden istenen yardımı işleri kötüde olsa verecektir. Belki iş adamıdır. Zengindir parası boldur. Yardımda bulunmadan kaçınmayacaktır. Galip geldiklerinde futbolculara ekstradan kendi cebinden prim verecektir. Yemek ısmarlayacaktır. Bazı maçlara işleri dolayısıyla gitmese bile kombine bilet alacaktır. Çok önemli iş görüşmelerini , toplantılarını maçlara göre ayarlayacaktır.

Hafta sonu oynana maçların muhabbetleri yapılacak herkes birbirine takılacak. Hafta sonuna doğru önümüzdeki haftanın maçları konuşulacak. Yaz, kış, sıcak, soğuk  demede maçlara gidilecek.

Yukarıda saydıklarım maçı tribünde izlemek için olanlar. Ya maç ekran başında izlenecekse. Buda başlı başına bir sorun. Evde mi kafede mi Restoranda mı. İsterseniz evden başlayalım. Evin hanımı; Bey bir hafta sonu evdesin onu da televizyonun başında maç seyretmekle geçiriyorsun, hiç bizle ilgilenmiyorsun, seninle bir çift laf edemiyoruz , çocuklarla hiç ilgilenmiyorsun, yada benimde dizim var onu seyredecem     diyerek hafiften münakaşa başlar. Erkek galip gelirse  maç evde seyredilir. Bu sefer çay istersin çekirdek istersin meyve istersin. Bunlar gelir ama asık suratla istemeye istemeye söylene söylene gelir. Sende başlarsın yav hanım bir hafta sonu evdeyiz   rahat bırakta maç izleyelim. Bayan galip gelirse erkek Restoranın kafenin veya kahvenin yolunu tutar. Fazladan bir masraf daha çıkar. Maçı seyredip gelmekle bitse çok iyi. Eve gelirsin hanımın suratı asık söylene söylene kapıyı açar.  O hafta sonu bu şekilde geçer. Maçları ekran başında seyretmek için maçları yayınlayan yayıncı kuruluşa abone olmak lazım. O da artı bir masraf.

Yukarıda yazdıklarıma sizler birçok şey ekleyebilirsiniz. Bu yazımda işçinin, memurun esnafın ve iş adamlarının futbola dokunduklarında yada bir ucundan tutukları zaman nasıl yandıklarının kısaca özetledik.

Gelecek yazımızda görüşünceye kadar fair play çerçevesinde dostluk sevgi ve kardeşliğin olduğu bol futbollu günler.