Kara Deliklerin Gizemi

Yıllar önce elma ağacının gölgesinde dinlenmek için oturmuş ve düşüncelere dalmış birisi olarak Issac Newton, kafasına bir elma düşmesi sonucu yerçekimini buldu.Bu hikayeyi neredeyse hepimiz biliyoruz.Elbette bu yazımda sizlere bundan bahsetmeyeceğim..Sadece düşünmenizi istiyorum.Newton’un kafasına elmayı düşüren yerçekimine odaklanın.Eğer iyice odaklandıysanız şimdi odak noktanız olan yerçekimini hayal gücünüzle bir kaç kat büyütün.Bunu gerçekten kurguladıysanız az önce elma ile Newton’un kafasını delmiş olmalısınız.Evet bu yazımda tam da bunu anlatacağım

Yerçekiminin kat ve kat büyüdüğünü düşünün.Öyle büyük bir yerçekiminden bahsediyorum ki, sadece elmayı Newton’un kafasını delecek kadar değil hızlandıran bir çekim kuvveti değil, elma ağacıyla birlikte Newton’u toprağa gömecek hatta ne var ne yoksa içine alacak bir çekim kuvveti hayal etmenizi istiyorum.İşte bu kuvvet arkadaşlar, yerde değil de uzayda olduğunda kara delik ismini alıyor.Bu denli büyük bir çekim kuvvetine hangi maddenin yada hangi maddelerin birleşmesinin sebep olduğu henüz bilinmiyor.

Kara delikleri ben, uzayın profesyonel avcıları olarak nitelendiriyorum.Öyle ki ellerinden ne uçan ne de kaçan kurtuluyor.Ufacık bir kara delik bile kendisinden yüzlerce kat büyük bir yıldızı hiç çekinmeden ve hiç zorlanmadan yutabiliyor.Bunun nasıl gerçekleştiğini merak eden arkadaşlar aşağıdaki linke tıklayarak bir kara deliğin güneş benzeri bir yıldızı nasıl yuttuğunu görebilirler.

Kara deliklerin her türlü gök cismini bir çırpıda yuttuğunu yazımın geride kalan kısımlarında söylemiştim.Fakat bu olay akıllara ”Kara deliklerin yuttukları cisimler nereye gidiyor?” sorusunu getirmektedir.Bazı astronomi uzmanları kara deliklerin paralel evren adı verilen farklı bir boyuta geçiş için evrenimize açılan bir kapı olarak görüyor.Fakat bu doğru ise paralel evren inancı temelinden sarsılmalıydı çünkü paralel evren, farklı boyutlarda her canlının ikizinin farklı işlerle uğraştığı farklı bir evren kavramıdır.Yine bu inanca göre paralel evrendeki ikizinizin yaptıklarından bir çeşit boyutsal bağ ile etkileniyorsunuz.Bu da demek oluyor ki paralel evrendeki ikizimizin ölürse ağır bir depresyona girmemiz gerekiyor.Kara deliklerin bugüne kadar yuttuğu yıldız, asteroid ve diğer gök cisimlerinin sayısı bilinmemekle beraber muhtemel tahminde bu sayı milyarları aşmaktadır.Bu kadar büyük sayıda gök cismi kara delikler sayesinde paralel evrene geçiyorsa, orada yaşayan ikizlerimizin olduğu dünyaya çarpma ihtimali bu sayıya oranlanarak milyarlarca kat daha fazladır.Peki paralel evrende dünyanın sonu geldiyse neden  hala üzerinde yaşadığımız dünyada tüm insanlar depresyonda değil?

Paralel evren ihtimali bir kenara bırakıldığında ortaya bir teori daha çıkıyor.Bu teori Einstein’in bulduğu E=m.c2 formülü ve termodinamik yasalarıyla desteklenir niteliktedir.Bu formül ve termodinamik yasalarına göre enerji yoktan var vardan yok edilemez ayrıca yeteri kadar hızlandırılabilen bir cisim sonunda form değiştirerek enerjiye dönüşecektir.İşte ikinci teorimiz tam da burada ortaya çıkmıştır.Bu teoriye göre kara deliklerin çekim alanına giren herhangi bir yıldız, aşırı boyutlara ulaşan bir çekim kuvveti sayesinde giderek hızlanıyor, ve ışık hızına ulaştığında form değiştirerek enerjiye dönüşüyor.

Kesinlikle bilimsel temellere dayandığı düşünülen bu teorinin tek bir eksik yanı vardı.Eğer bir cisim enerjiye dönüşüyorsa kesinlikle ışıma yapması gerekirdi fakat yapılan gözlemler  bazı kara deliklerinin ışıma yaparken bazılarının ışıma yapmadığı görülmüştür.Bu durum teorimizi kanun olmaktan uzaklaştırıp akıllara tekrar başka bir boyuta geçiş düşüncelerini serpiştirmiştir.Kara deliklerin içinde ne oluyor bilemiyoruz.Fakat benim fikrimi sorarsanız kara deliklerin sırrını çözebilmemiz için cevabı verilmesi gereken ilk soru evrenin hangi maddeden yapıldığı ve uzayın neden karanlık olduğudur.Bu soruların cevapları bizi kara deliklerin bilinmeyenlerine götürecek bir rehber niteliğinde olacağına inanıyorum.