Küresel Isınma Nedir? Sebepleri Nelerdir? Nasıl Önlenir?

Atmosfere çeşitli yollarla (otomobil, buzdolabı,sobalar, parfüm v.s) salınan gazların etkisiyle oluşan sera etkisinin sonucunda dünyada yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa Küresel Isınma denmektedir. Başka bir ifade ile dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılması işlemine denmektedir.

Güneş’ten gelen zararlı ışınların bir kısmı ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından soğurulur. Bir kısmı litosferden, bir kısmı ise bulutlardan geriye doğru yansır. Dünya yüzeyine ulaşan ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı ve diğer gazlar tarafından tutulduğundan ve dünya dışına çıkamadığından dünya yüzeyi daha sıcak olur. Bu olay, Güneş ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan seraları andırır; bu nedenle de doğal sera etkisi olarak adlandırılır. Buna neden olan gazlara da “sera gazları” denir.

Küresel ısınma yıllar geçtikçe önemli hale gelmektedir. Özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, doğaya zararlı kozmetik ürünlerinin ortaya çıkması, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferde birikmesine neden olmaktadır. Bu olay sonucunda sera etkisi dediğimiz kavram ortaya çıkmıştır. Bu etki ise dünya yüzeyinin sıcaklığının 21. yüzyılda 0.6 derece artması iklim üzerinde büyük değişikliklere yol açmıştır. Bu değişiklik önümüzdeki yüzyılda insan hayatını etkileyen büyük değişimlere yol açacağı belirtilmektedir.

sera etkisi

Sera Etkisi

Sera etkisi sonucunda dünyanın yüzey sıcaklığı hızla artmakta ve güneşten gelen ışınlar dünya yüzeyini terkedemediğinden meydana gelen sıcaklık buzulların hızla erimesine ve ekvator düzleminde olan bölgelerde kuraklığa neden olmaktadır.

Küresel ısınmanın artmasıyla beraber içilebilir su sıkıntısının artacağı, denizlerin 5 metre yükseleceği, yiyecek ve içecek sıkıntısının baş göstereceği ve bununla beraber dünya üzerinde tüketilebilir kaynaklara doğru ciddi göçlerin ortaya çıkacağı düşünülmektedir.

Kürsel Isınmanın önlenmesi için öncelikle fosil yakıta dayalı kolay enerji yerine alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına, güneş enerjisinden daha çok yararlanmaya yönelmek en doğrusu olacaktır. Toplam karbon dioksitin %25 ini salan ABD başta olmak üzere yüksek tüketim toplumları ilk olarak çözüm bulması gereken ülkelerdir. 1997 yılında, atmosferdeki sera gazlarının iklim sistemine zarar vermeyecek seviyede tutulmasını amaçlayan bir başka konferans ile Kyoto Protokolü belirlenmiştir. Ancak Çin ve Amerika buna imza atmamışlardır.

Bireysel Olarak Küresel Isınmanın Önüne Geçmek İçin Yapılacaklar.

  • Tüketiciler, uzun ömürlü ürünlere yönelmeli.
  • Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı.
  • Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı.
  • Şişe ve kavanoz gibi cam ürünler tercih edilmeli.
  • Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı.
  • Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı.
  • Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı.
  • Enerji dostu olan ampuller kullanılmalı.
  • Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.
  • Parfüm, deodorant gibi kozmetik ürünler kullanılmamalı.
  • Doğru ışıklandırma kullanılmalı.
  • Çevreyle dost olan ürünler tercih edilmeli.
  • Her türlü israfın önüne geçilmeli.
  • Klima yerine vantilatör kullanılmalı.
  • Evler ısı kaybına karşı yalıtılmalı.
  • Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.
  • Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.
  • Daha az su tüketen yeni teknoloji klozetler kullanılmalı.
  • Klozetlere asılan temizleme maddeleri kullanılmamalı.
  • Yakıt olarak kömürden çok doğalgazla çalışan cihazlar tercih edilmeli.
  • Çamaşır suyu tüketimi en aza indirilmeli.
  • Doğaya zararlı kimyasal ürünler kesinlikle doğaya bırakılmamalı.
  • Akan tesisatlar onarılmalı.
  • Toplu taşıma araçları tercih edilmeli.
  • Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.
  • Suyu, kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanılmalı.

Kaynak: http://sbd.ogu.edu.tr/makaleler/4025311_2_Makale_11.pdf