Mısır Piramitleri Hakkında Bilinen Yanlışlar

Herkese Merhaba; Eminim ki aranızdan mısırı babasının tapulu malı gibi sahiplenip şimdi yazacaklarımı çürütmeye çalışacak hatta ve hatta görmüş/yaşamış gibi inkar etmeye başlayacaktır. Bir Mısır Piramitleri Sırrı furyasıdır almış başını gidiyor. Öyle bazı şeyler var ki insanın aklı almıyor. Mesela pramitlerin içesirinde yaranın çabuk iyileştiği, yazın serin kışın ılık olduğu, bir bitkinin ışık olmasa bile hızlı büyüdüğü, kirli suyun kendi kendine temizlendiği, elektronik aletlerin çalışmadığı, sağı/solu v.s birbirine bölünce/toplayınca ve çıkarında bilmem oransal şeylerin elde edildiği, keops pramidinin yükseliğinin 1 milyar ile çarpımı güneş ile olan mesafeyi verdiği v.s.

Bu saydıklarımın çoğusunu duymuşsunuzdur ki geri kalanı yazmıyorum bile.Efenim Mısır Piramitleri inşa ettiren firavunların kullandığı binlerce köle tarafından M.Ö 2500 yıllarda inşa edilmiş dev yapılardır. Bunların muhtemelen tapınak ve mezar amaçlı yapıldığı kesin. Mimari ve Matematik konusunda Mısırlıların oldukça bilgili olduğu gelen kalıntılardan v.s anlaşılıyor. Bunların üzerinden yaklaşık 4000 yıl geçmesine rağmen yıkılmamasının temel nedenlerinden bir tanesi yıkılmasının zahmetli olması. İçi çok büyük olmayan bu dev yapılar içerisinde çok az oda ve mezarlıklar bulunuyor. Tamamen taş ve toprakla yapılmış bu dev yapıları yıkmaya çalışmak için büyük bir insan gücü ve yıllar gerekiyor.

Mesela en büyüklerinden Keops Piramidi yaklaşık o zamana göre 150 mt yükseliğinde. İstanbuldaki Sapphire Gökdeleni 260 mt olduğunu düşünürsek oldukça geniş bir alanda bu denli yüksek yapının yapılması elbette insanın aklına nasıl yapıldı gibi soru geliyor. Üstelik çölün ortasında. 

Bakın birincisi ilk başta çöl gibi gelebilir ama aslında günümüzde çölün bittiği yerde! Yani 4.000 sene öncesine gittiğimizde çoğrafi değişimleri de göz önüne aldığımızda muhtemelen orası çöl bile değil. İkincisi Nil nehrine sadece 8-9 km mesafede. Burdan olabildiğince uzak bir mesafeden dilediği kadar taşı getirebilir ki bu oldukça mümkün. Ayrıca gerekli insan gücü düşünüldüğü piramit yapmak o kadar zor olmasa gerek. Zaten en büyüğü olan Keops dev bir kaya kütlesinin tam üzerine inşa edilmiş. Eee. Demekki 25 tonluk bir taşı uzayda aramamak gerek. 2.000 yıllık tarihimizden önceki bilinmeyen 2.500 yıllık tarihte nasıl bir teknoloji olduğunu bilemiyoruz.

Mesela Rumeli Hisarını bilen bilir 5 aylık gibi bir sürede  300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı v.s ile bitirilmiş 60,000 metrekare lik devasa bir yapıdır. Keops ise 53 056 m² lik alan üzerinde yapılmış. Yani böyle düşünüldüğünde 10-20.000 işçi ile ve mühendisliğide kattığında kralını yaparsın.

Çokta gizem aramaya gerek yok bence. Geri kalan efsaneler tamamen uydurma ve hiçbir kaynağı olmayan şeyler. Genellikle dini ritüellre uygun bir şekilde güneş-ay-mevsimler hesaplanarak bazı yapılar yapılmakta. Bu çok tanrılı dinlerde oldukça yaygın. Mesela yılın belirli günlerinde ki güneşin açısı v.s gibi.

Mısır Pramiti insanlığın yaptığı en büyük yapay yapıdır. Ve mükemmel bir mühendislikle yapılmıştır. Ancak yok orda ışık yanmaz, yok şurda şu oluyor tamamen efsanelerden ibarettir. Genellikle turist çekmek için yapılmış bir çok efsane ile döngüsünü tamamlıyor.

İnsanoğlu abartmayı ve gizemi seviyor. Uzaylıların gelip mısır pramitlerini yapması ve mistik şeyler her zaman cazibedir. Hayret etmek insanın hoşuna giden bir davranış. Ve bunlar her zaman hayatımızda var olacaktır. Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami için bıraktığı mektup gibi, Ayasofya’yı yapan ustanın minare yeri bırakması gibi hep bir şeylere inanmak isteyecek ve sonra onları inanmaktan vazgeçirmek zor olacak.

“Kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için kanıta ihtiyaç yoktur.” – Christopher Hitchens


    Bir şeyler yaz bakalım :)